+90 531 994 60 07 WhatsApp'tan yazın

Mülk (Tebâreke) Suresi: Arapça Okunuşu, Anlamı ve Fazileti

Metafizik Rehberi31 Ekim 20268 dk okuma

Mülk Sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in 67. sûresidir ve 30 âyetten oluşur. İlk kelimesi nedeniyle halk arasında daha çok “Tebâreke” diye bilinir. Bu sayfada sûrenin Arapça metnini Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Portalı’ndan veriyor; adlarını, konularını ve fazileti hakkındaki rivayetleri TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Mülk Sûresi” maddesine dayanarak aktarıyoruz.

Sûreyi günlük okumalarınıza kişiye özel bir plan içinde eklemek isterseniz Cihan Ali Hoca ile WhatsApp veya telefon üzerinden görüşebilirsiniz.

Mülk Sûresi hakkında temel bilgiler

  • Mushaftaki yeri: 67. sûre; 29. cüzün ilk sûresidir.
  • Âyet sayısı: 30.
  • İndiği dönem: Mekke.
  • Adı: İlk âyette geçen “mülk” (hükümranlık) kelimesinden alır.
  • Diğer adları: Tebâreke, Mücâdele, Mânia, Münciye, Vâkıye ve Mennâa.

TDV İslâm Ansiklopedisi, 13. âyetin iniş sebebi olarak müşriklerin Hz. Peygamber aleyhine konuşurken “Muhammed’in Rabbi duymasın diye gizli konuşun” demelerini nakleder (Vâhidî, Esbâbü’n-nüzûl, s. 370). Âyet, sözün gizli ya da açık söylenmesinin fark etmediğini, Allah’ın kalplerde olanı bildiğini haber verir.

Mülk Sûresi’nin iki bölümü ve konuları

TDV’ye göre sûrenin temel konusu Allah’ın varlığını ve birliğini, kâinatı yaratıp yönettiğini ve âhiretin varlığını göstermektir. Muhteva iki bölüm hâlinde açıklanabilir.

1–14. âyetler: Hükümranlık, imtihan ve göklerin düzeni

Sûre, kâinatın yaratılış ve yönetim yetkisinin Allah’ın elinde olduğunu bildiren ifadeyle başlar. Ölümün ve hayatın, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini ortaya çıkarmak için yaratıldığı, yani dünyanın bir imtihan yeri olduğu belirtilir. Göklerin kusursuz yapısına dikkat çekilir. Ardından duyulara ve akla sahip kılındığı hâlde gerçeğe direnenlerin âhiretteki pişmanlığı anlatılır: Dünyada ilâhî tebliğe kulak verip akıllarını kullansalardı alevli ateşe düşmeyeceklerini itiraf edecekleri bildirilir. Rablerine görmeden saygı duyanların ise güzel bir karşılık bulacağı ifade edilir.

15–30. âyetler: Yeryüzü, kuşlar ve insana verilen imkânlar

İkinci bölümde yeryüzünün insanın yaşamasına elverişli kılınması bir lütuf olarak hatırlatılır. Havada kanat çırpan kuşların düzenine, insana verilen görme, işitme ve düşünme gibi imkânlara dikkat çekilir. Tabiattaki işleyiş aksasa insanın elinden hiçbir şey gelmeyeceği vurgulanır. TDV’nin yorumuna göre bu âyetlerden muhatapların Allah’ın varlığından çok âhireti inkâr ettikleri anlaşılır; çünkü âhiret inancı insana sorumluluğunu hatırlatır. Ansiklopedi, sûreyi “gafletin bürüdüğü kalplere tutulan bir güneş” benzetmesiyle anlatır.

Okurken üzerinde durulabilecek âyetler

  • 2. âyet: Ölümün ve hayatın, insanların hangisinin daha güzel iş yapacağını ortaya çıkarmak için yaratıldığı bildirilir. Sûrenin “imtihan dünyası” vurgusu bu âyette toplanır.
  • 3–4. âyetler: Yedi kat göğün uyum içinde yaratıldığı, bakışı tekrar tekrar çevirse de insanın orada bir kusur bulamayacağı anlatılır.
  • 13–14. âyetler: Sözün gizli ya da açık söylenmesinin fark etmediği, yaratanın yarattığını bilmemesinin düşünülemeyeceği hatırlatılır.
  • 15. âyet: Yeryüzünün insanın emrine verildiği, onun üzerinde dolaşıp Allah’ın verdiği rızıktan yemeye çağrıldığı bildirilir; dönüşün de O’na olduğu eklenir.
  • 19. âyet: Kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları havada tutanın Rahmân olduğuna dikkat çekilir.
  • 30. âyet: Sûre, suyun yerin dibine çekilmesi hâlinde insana akarsuyu kimin getirebileceği sorusuyla biter.

TDV İslâm Ansiklopedisi bu anlatımın Yûsuf Sûresi’ndeki bir âyetle (12/105) aynı noktaya temas ettiğini belirtir: Göklerde ve yerde nice işaret vardır, ama inkâr edenler onlara ilgi göstermeden yanlarından geçip gider.

Mülk Sûresi’nin fazileti: rivayetler ve sıhhatleri

  • Hz. Âişe’den gelen bir rivayette Resûlullah’ın Secde ve Mülk sûrelerini her gece yatmadan önce okuduğu, yolculukta da bunu bırakmadığı bildirilir (Tirmizî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 9).
  • Müfessir Âlûsî, bu tür haberlere dayanarak Mülk Sûresi’ni her gece okumanın mendup olduğu görüşünü nakleder (Rûhu’l-meânî, XXIX, 3).
  • Bazı tefsirlerde geçen “Mülk Sûresi’ni okuyan Kadir gecesini ihya etmiş gibi olur” anlamındaki rivayetin ise mevzû olduğu belirtilmiştir (Zerkeşî, el-Burhân, I, 432).

Sûrenin faziletiyle ilgili diğer rivayetler için Âlûsî, Şevkânî’nin Fethu’l-kadîr’ine (V, 257) işaret eder. Bu sayfada yalnızca kaynağı ve değerlendirmesi belli olan rivayetlere yer verdik.

Mülk Sûresi üzerine yazılan eserler

TDV İslâm Ansiklopedisi, sûre üzerine yazılmış pek çok müstakil eser sayar. Kemalpaşazâde’nin Tefsîru sûreti’l-Mülk’ü, Edirne müftüsü Fevzi Efendi’nin Tesyîrü’l-fülk fî tefsîri Sûreti’l-Mülk’ü (İstanbul 1307) ve Mustafa b. Muhammed Ankaravî’nin Sûretü’l-Mülk Tefsiri bunlardan bazılarıdır.

Mülk Sûresi’nin Arapça metni, okunuşu ve anlamı (30 âyet)

Metin Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Portalı’ndaki mushaf yazımından alınmıştır; âyet numaraları ﴿ ﴾ işaretleri arasında Arapça rakamlarla gösterilir. Her bölümde Arapça metnin hemen altında, âyet numaralarıyla Latin harfli okunuş ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hak Dîni Kur’ân Dili’ndeki mealinin özgün metni yer alır.

1–14. âyetler

تَبَارَكَ الَّذٖی بِیَدِهِ الْمُلْكُؗ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖیرٌۙ ﴿١﴾

اَلَّذٖی خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَیٰوةَ لِیَبْلُوَكُمْ اَیُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاؕ وَهُوَ الْعَزٖیزُ الْغَفُورُۙ ﴿٢﴾

اَلَّذٖی خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاؕ مَا تَرٰى فٖی خَلْقِ الرَّحْمٰنِ مِنْ تَفَاوُتٍؕ فَارْجِعِ الْبَصَرَۙ هَلْ تَرٰى مِنْ فُطُورٍ ﴿٣﴾

ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَیْنِ یَنْقَلِبْ اِلَیْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسٖیرٌ ﴿٤﴾

وَلَقَدْ زَیَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْیَا بِمَصَابٖیحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّیَاطٖینِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّعٖیرِ ﴿٥﴾

وَلِلَّذٖینَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ عَذَابُ جَهَنَّمَؕ وَبِئْسَ الْمَصٖیرُ ﴿٦﴾

اِذَٓا اُلْقُوا فٖیهَا سَمِعُوا لَهَا شَهٖیقًا وَهِیَ تَفُورُۙ ﴿٧﴾

تَكَادُ تَمَیَّزُ مِنَ الْغَیْظِؕ كُلَّمَٓا اُلْقِیَ فٖیهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ یَاْتِكُمْ نَذٖیرٌ ﴿٨﴾

قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذٖیرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَیْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا فٖی ضَلَالٍ كَبٖیرٍ ﴿٩﴾

وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا فٖٓی اَصْحَابِ السَّعٖیرِ ﴿١٠﴾

فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقًا لِاَصْحَابِ السَّعٖیرِ ﴿١١﴾

اِنَّ الَّذٖینَ یَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَیْبِ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَبٖیرٌ ﴿١٢﴾

وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِهٖؕ اِنَّهُ عَلٖیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٣﴾

اَلَا یَعْلَمُ مَنْ خَلَقَؕ وَهُوَ اللَّطٖیفُ الْخَبٖیرُࣖ ﴿١٤﴾

Okunuşu

1. tebârake-lleẕî biyedihi-lmülk. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

2. elleẕî ḫaleḳa-lmevte velḥayâte liyeblüveküm eyyüküm aḥsenü `amelâ. vehüve-l`azîzü-lgafûr.

3. elleẕî ḫaleḳa seb`a semâvâtin ṭibâḳâ. mâ terâ fî ḫalḳi-rraḥmâni min tefâvüt. ferci`i-lbeṣara hel terâ min füṭûr.

4. ŝümme-rci`i-lbeṣara kerrateyni yenḳalib ileyke-lbeṣaru ḫâsiev vehüve ḥasîr.

5. veleḳad zeyyenne-ssemâe-ddünyâ bimeṣâbîḥa vece`alnâhâ rucûmel lişşeyâṭîni vea`tednâ lehüm `aẕâbe-sse`îr.

6. velilleẕîne keferû birabbihim `aẕâbü cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

7. iẕâ ülḳû fîhâ semi`û lehâ şehîḳav vehiye tefûr.

8. tekâdü temeyyezü mine-lgayż. küllemâ ülḳiye fîhâ fevcün seelehüm ḫazenetühâ elem ye'tiküm neẕîr.

9. ḳâlû belâ ḳad câenâ neẕîrun fekeẕẕebnâ veḳulnâ mâ nezzele-llâhü min şey'. in entüm illâ fî ḍalâlin kebîr.

10. veḳâlû lev künnâ nesme`u ev na`ḳilü mâ künnâ fî aṣḥâbi-sse`îr.

11. fa`terafû biẕembihim. fesuḥḳal liaṣḥâbi-sse`îr.

12. inne-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

13. veesirrû ḳavleküm evi-cherû bih. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

14. elâ ya`lemü men ḫaleḳ. vehüve-lleṭîfü-lḫabîr.

Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)

1. Ne yücedir o ki mülk onun elinde ve o her şey'e kadîrdir

2. O ki ölümü ve dirimi kadir edip yarattı, sizi imtihana çekip şunu bildirmek içinki hanginiz amelce daha güzel, hem o öyle azîz öyle gafur

3. o ki yedi sema yaratmış birbiriyle mutabık, göremezsin o rahmânın yarattığında hiç bir nizamsızlık, haydi çevir gözü görebilirmisin hiç bir çatlak, bir kusur?

4. Sonra yine çevir gözü, tekrar tekrar, sana döner o göz bitâb olarak zelîl-ü hakîr

5. Celâlim hakkı için biz o Dünya Semayı takım takım kandillerle donattık ve onları Şeytanlar için (rucum) atmalar yaptık, hem onlar için o çılgın ateş azâbını hazırladık (ki azâbı Seıyr)

6. kendilerinin rabbına küfredenler için de Cehennem azâbı vardır, ona gidiş de ne fena akibettir

7. İçine atıldıkları vakıt onun öyle bir hıçkırışını işidirlerki feveran ediyordur

8. Hemen hemen öfkeden patlıyacak gibi bir hale gelir, içine bir alay atıldıkça her def'asında onlara onun bekçileri «size kocundurucu bir Peygamber (bir nezîr) gelmedimi?» Diye sorarlar

9. Evet, doğrusu bize kocundurucu bir Peygamber (bir nezîr) geldi, fakat biz ona inanmadık ve Allah, hiç bir şey indirmedi, siz büyük bir dalâl içindesiniz diye tekzib ettik derler

10. Ve biz işidir veya akl eder olsaydık bu Seıyr eshabı içinde bulunmazdık, derler

11. İşte günahlarını i'tiraf ettiler, kahrolsun o halde eshabı Seıyr

12. Çünkü o rablarına gıyabda saygı besliyenler yokmu, muhakkak ki mağfiret ve büyük bir ecir onlar içindir

13. Sözümüzü ister sir tutun ister açığa vurun, çünkü o bütün sînelerin künhünü bilir

14. Bilmezmi o yaradan ki o öyle latîf öyle habîr

Bu bölümün (1–14. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.

15–30. âyetler

هُوَ الَّذٖی جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا فٖی مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِهٖؕ وَاِلَیْهِ النُّشُورُ ﴿١٥﴾

ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِی السَّمَٓاءِ اَنْ یَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِیَ تَمُورُۙ ﴿١٦﴾

اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِی السَّمَٓاءِ اَنْ یُرْسِلَ عَلَیْكُمْ حَاصِبًاؕ فَسَتَعْلَمُونَ كَیْفَ نَذٖیرِ ﴿١٧﴾

وَلَقَدْ كَذَّبَ الَّذٖینَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَكَیْفَ كَانَ نَكٖیرِ ﴿١٨﴾

اَوَلَمْ یَرَوْا اِلَى الطَّیْرِ فَوْقَهُمْ صَٓافَّاتٍ وَیَقْبِضْنَؕ مَا یُمْسِكُهُنَّ اِلَّا الرَّحْمٰنُؕ اِنَّهُ بِكُلِّ شَیْءٍ بَصٖیرٌ ﴿١٩﴾

اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖی هُوَ جُنْدٌ لَكُمْ یَنْصُرُكُمْ مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِؕ اِنِ الْكَافِرُونَ اِلَّا فٖی غُرُورٍۚ ﴿٢٠﴾

اَمَّنْ هٰذَا الَّذٖی یَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُۚ بَلْ لَجُّوا فٖی عُتُوٍّ وَنُفُورٍ ﴿٢١﴾

اَفَمَنْ یَمْشٖی مُكِبًّا عَلٰى وَجْهِهٖٓ اَهْدٰٓى اَمَّنْ یَمْشٖی سَوِیًّا عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖیمٍ ﴿٢٢﴾

قُلْ هُوَ الَّذٖٓی اَنْشَاَكُمْ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْــِٔدَةَؕ قَلٖیلًا مَا تَشْكُرُونَ ﴿٢٣﴾

قُلْ هُوَ الَّذٖی ذَرَاَكُمْ فِی الْاَرْضِ وَاِلَیْهِ تُحْشَرُونَ ﴿٢٤﴾

وَیَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ ﴿٢٥﴾

قُلْ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِࣕ وَاِنَّمَٓا اَنَا نَذٖیرٌ مُبٖینٌ ﴿٢٦﴾

فَلَمَّا رَاَوْهُ زُلْفَةً سٖٓیـَٔتْ وُجُوهُ الَّذٖینَ كَفَرُوا وَقٖیلَ هٰذَا الَّذٖی كُنْتُمْ بِهٖ تَدَّعُونَ ﴿٢٧﴾

قُلْ اَرَاَیْتُمْ اِنْ اَهْلَكَنِیَ اللّٰهُ وَمَنْ مَعِیَ اَوْ رَحِمَنَاۙ فَمَنْ یُجٖیرُ الْكَافِرٖینَ مِنْ عَذَابٍ اَلٖیمٍ ﴿٢٨﴾

قُلْ هُوَ الرَّحْمٰنُ اٰمَنَّا بِهٖ وَعَلَیْهِ تَوَكَّلْنَاۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فٖی ضَلَالٍ مُبٖینٍ ﴿٢٩﴾

قُلْ اَرَاَیْتُمْ اِنْ اَصْبَحَ مَٓاؤُكُمْ غَوْرًا فَمَنْ یَاْتٖیكُمْ بِمَٓاءٍ مَعٖینٍ ﴿٣٠﴾

Okunuşu

15. hüve-lleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa ẕelûlen femşû fî menâkibihâ vekülû mir rizḳih. veileyhi-nnüşûr.

16. eemintüm men fi-ssemâi ey yaḫsife bikümü-l'arḍa feiẕâ hiye temûr.

17. em emintüm men fi-ssemâi ey yürsile `aleyküm ḥâṣibâ. feseta`lemûne keyfe neẕîr.

18. veleḳad keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim fekeyfe kâne nekîr.

19. evelem yerav ile-ṭṭayri fevḳahüm ṣâffâtiv veyaḳbiḍn. mâ yümsikühünne ille-rraḥmân. innehû bikülli şey'im beṣîr.

20. emmen hâẕe-lleẕî hüve cündül leküm yenṣuruküm min dûni-rraḥmân. ini-lkâfirûne illâ fî gurûr.

21. emmen hâẕe-lleẕî yerzüḳuküm in emseke rizḳah. bel leccû fî `utüvviv venüfûr.

22. efemey yemşî mükibben `alâ vechihî ehdâ emmey yemşî seviyyen `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

23. ḳul hüve-lleẕî enşeeküm vece`ale lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

24. ḳul hüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.

25. veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

26. ḳul inneme-l`ilmü `inde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.

27. felemmâ raevhü zülfeten sîet vucûhü-lleẕîne keferû veḳîle hâẕe-lleẕî küntüm bihî tedde`ûn.

28. ḳul era'eytüm in ehlekeniye-llâhü vemem me`iye ev raḥimenâ femey yücîru-lkâfirîne min `aẕâbin elîm.

29. ḳul hüve-rraḥmânü âmennâ bihî ve`aleyhi tevekkelnâ. feseta`lemûne men hüve fî ḍalâlim mübîn.

30. ḳul era'eytüm in aṣbeḥa mâüküm gavran femey ye'tîküm bimâim me`în.

Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)

15. O Hâlıktır ki o, size Arzı zelûl (munkad) kıldı, haydin, o Arzın omuzlarında yürüyün de o yaradan lâtîfi habîrin rızkından yeyin, onadır fakat nihayet nüşûr

16. Emînmisiniz o Semâdekinden; sizinle Arzı göçürüvermesinden? O vakıt bakarsınız ki o Arz çalkalanıyordur

17. Yoksa emînmisiniz o Semâdekinden: üzerinize bir mermîler yağdırıcı gönderivermesinden? O vakıt bilirsiniz ki nasılmış inzarım?

18. Filhakika onlardan evvelkiler de tekzib ettiler, fakat nasıl oldu inkârım

19. Bakmazlarmı ki üstlerinde uçan kuşlara, kanat süzerlerken ve yumarlarken? Rahmandır ancak onları tutan, şübhesiz ki o her şey-i görür

20. Yoksa kimdir o Rahmanın berisinden şu sizin ordularınız ki sizi kurtaracak? Kâfirler başka değil, sade bir gurur içindedirler

21. Yoksa kimdir şu sizlere rızık verecek? O rızkını keserse? Hayır bir ürküntü ve azgınlık içinde inada dalmışlar

22. İmdi yüz üstü kapanarak giden mi daha doğru? Yoksa dos doğru bir cadde üzerinde düpe düz giden mi? Düşünmeli bir

23. de ki, odur ancak sizi inşa eyleyen ve size dinleyecek kulak, görecek gözler, duyacak gönüller veren, fakat sizler pek az şükr ediyorsunuz

24. Deki, odur sizi Arzda zürriyyet halinde yaratıp yayan, nihayet de hep toplanıp ona haşrolunacaksınız

25. Böyle iken diyorlar ki: Ne zaman bu va'd? Eğer sadıksanız?

26. Deki o ılim ancak Allahın ındindedir, ben sade açık anlatan bir nezîr (kocundurucu bir Peygamber) im

27. Derken vaktı gelip de onu yakından gördüklerinde o küfredenlerin yüzleri kötüleşiverdi. Ve denildi ki işte, o sizin kendilerine da'vet edip durduğunuz budur

28. Deki: gördünüz mü? Allah beni ve beraberimdekileri helâk etse yâhud bize merhamet buyursa iki takdirde de kâfirleri elîm bir azâbdan kurtaracak kimdir?

29. Deki o öyle Rahman, işte biz ona iyman ettik ve ona dayanmaktayız, ileride sizler de bileceksiniz ki o açık bir dalâl içinde bulunan kim?

30. De ki: gördünüz mü? Sabaha kadar suyunuz bata kalırsa size bir âbi revan getirecek kim?

Bu bölümün (15–30. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.

Kişiye özel okuma planı

Cihan Ali Hoca ile yapılan görüşmelerde önce durumunuz dinlenir; ardından hangi sûre ve âyetlerin, hangi esmâ ve duaların, hangi vakitlerde okunacağı size özel olarak anlatılır. Huzursuzluk ve evdeki ağırlık hissi gibi konular için huzur ve ferahlık için manevi destek sayfasına, görüşme sürecinin nasıl işlediği için hocaya nasıl ulaşılır yazısına bakabilirsiniz.

Sıkça sorulanlar

Mülk Sûresi kaç âyettir?

Mülk Sûresi 30 âyettir ve mushafta 67. sûredir.

Mülk Sûresi ile Tebâreke aynı sûre midir?

Evet. Sûre ilk kelimesi nedeniyle Tebâreke diye de anılır; Mücâdele, Mânia, Münciye, Vâkıye ve Mennâa da diğer adlarıdır.

Mülk Sûresi ne zaman okunur?

Tirmizî’deki rivayete göre Hz. Peygamber Secde ve Mülk sûrelerini her gece yatmadan önce okurdu; Âlûsî her gece okumanın mendup olduğu görüşünü nakleder.

Mülk okuyan Kadir gecesini ihya etmiş olur sözü doğru mu?

Bazı tefsirlerde geçen bu rivayetin mevzû olduğu belirtilmiştir (Zerkeşî, el-Burhân, I, 432).

Günlük okuma planı nasıl hazırlanır?

WhatsApp’tan durumunuzu kısaca yazdığınızda, görüşmede size uygun okuma planı anlatılır.

İlgili yazılar: Yasin Suresi · Vakıa Suresi · İnşirah Suresi · Derin hoca arıyorum

Kaynaklar: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Portalı (Arapça metin ve Kur’an Yolu meali); TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mülk Sûresi”; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili meali (özgün metin): kuranmeali.com, “Elmalılı Meali (Orijinal)” ile Açık Kuran, “Elmalılı Hamdi Yazır – Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali” karşılaştırılarak; Latin harfli okunuş: Muhammet Abay transliterasyonu (Tanzil / AlQuran Cloud), kuranmeali.com “Türkçe Transcript” ve Açık Kuran okunuşu ile karşılaştırılarak.

WhatsApp'tan Hemen Yazın

İlgili hizmet: Huzur ve ferahlık için manevi destek

Cihan Ali Hoca
Cihan Ali Hoca

13 yıldır bu ilimle meşgul, Ehl-i Sünnet çizgisindeki birçok âlimden icazetli. Havas ilmi ile rahmani çalışmalarla büyü bozma, rukye, nazar, yıldızname, kişiye özel tılsım ve eşler arası sorunlar için manevi destek veriyoruz. Hakkımızda

WhatsApp'tan yazınŞu an çevrimiçiyiz