Vâkıa Sûresi, Kur’ân-ı Kerîm’in 56. sûresidir ve 96 âyetten oluşur. Adını, “mutlaka gerçekleşecek olan şey” anlamına gelen ve ilk âyette geçen vâkıa kelimesinden alır. Bu sayfada sûrenin Arapça metnini Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Portalı’ndan veriyor, konularını ve fazileti hakkındaki rivayetleri TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Vâkıa Sûresi” maddesine dayanarak, sıhhat bilgisiyle birlikte aktarıyoruz.
Online manevi görüşme
Durumunuzu WhatsApp'tan kısaca yazın, size uygun saatte görüşme yapılır.
Metafizik uzmanı ile online görüşme →Huzur ve ferahlık için manevi destek →Yıldızname bakımı →Eşler arası sorunlara manevi destek →
Rızık, bereket ya da iç huzuru için kişiye özel bir dua ve âyet planı istiyorsanız Cihan Ali Hoca ile WhatsApp veya telefon üzerinden görüşebilirsiniz.
Vâkıa Sûresi hakkında temel bilgiler
- Mushaftaki yeri: 56. sûre.
- Âyet sayısı: 96.
- İndiği dönem: Müfessirlerin çoğunluğuna göre Mekke. Birkaç âyetinin Medine’de indiği de söylenmiştir. Nübüvvetin 5 veya 6. yılında indiği tahmin edilir.
- Adı: İlk âyetteki vâkıa kelimesinden alır; kelime kıyametin kesin olarak gerçekleşeceğini anlatır.
- Ana konu: Ölümden sonra başlayıp sonsuza kadar sürecek hayat ve insanların inanç ile davranışlarının karşılığını orada bulması.
Vâkıa Sûresi’nin bölümleri ve konuları
TDV İslâm Ansiklopedisi sûrenin muhtevasını iki ana bölümde ele alır: 1–74 ve 75–96. âyetler. Okumayı kolaylaştırmak için birinci bölümü aşağıda üç parçaya ayırdık.
1–7. âyetler: Kıyametin kopuşu
Sûre kıyametin kopuşuyla açılır. Yeryüzünün şiddetli bir sarsıntıyla sarsılacağı, sabit sanılan dağların ufalanıp toza dönüşeceği, o gün insanların üç gruba ayrılacağı bildirilir: sağdakiler, soldakiler ve öne geçenler.
8–56. âyetler: Üç zümre ve âkıbetleri
Öne geçenler, iman ve iyi davranışta diğer müminlerden ileri gidip Allah’a yaklaştırılan zümredir; cennette bedenî ve ruhî pek çok nimete eriştirilecekleri anlatılır. Sağdakiler, amel defterleri sağdan verilecek olan cennetliklerdir ve onlar da mutlu kılınacaktır. Soldakiler ise âhireti inkâr eden günahkârlardır; amel defterleri soldan ya da arkadan verilecek ve azap göreceklerdir. TDV bu anlatımı Hâkka ve İnşikāk sûrelerindeki benzer âyetlerle birlikte değerlendirir.
57–74. âyetler: Yaratılıştan deliller
Bu kısımda inkârcılara doğrudan sorular yöneltilir: İlk yaratılışı Allah’ın gerçekleştirdiğini kabul ettikleri hâlde yeniden diriltmeyi neden inkâr ederler? İnsanı bir damla sudan var eden, ekilen tohumu bitiren, buluttan suyu indiren, ağaçtan ateşi çıkaran onlar mıdır, yoksa Allah mı? Bölüm, Hz. Peygamber’e yüce Rabbinin adını tesbih etmesini emreden âyetle sona erer.
75–96. âyetler: Kur’an’ın değeri ve ölüm anı
İkinci bölüm yıldızların yörüngelerine yeminle başlar ve bunun bilenler için büyük bir yemin olduğu belirtilir. Yeminin konusu, âlemlerin Rabbi tarafından indirilen Kur’an’dır; böyle bir lütfa şükredilmesi gerekirken inkâr edilmesi hayret verici bulunur. Ardından can boğaza dayandığında ölmek üzere olana Allah’ın etrafındakilerden daha yakın olduğu hatırlatılır ve ölümü geri çevirmeye kimsenin gücünün yetmediği vurgulanır. Sûre, Allah’a yakın olanların ve sağdakilerin mutluluğunu, yalanlayanların akıbetini anlattıktan sonra Rabbin adını yüceltme emriyle tamamlanır.
TDV’nin değerlendirmesine göre dünya hayatının çekici ve itici yanları insanı farklı yönlere sürükleyebildiği için Vâkıa Sûresi zaman zaman okunmalı, kişi bu sayede mânevî yönelişindeki sapmalardan kendini korumalıdır.
Vâkıa Sûresi’nin fazileti: rivayetler ve sıhhatleri
- İbn Abbas’tan gelen rivayete göre Hz. Ebû Bekir, saçlarına erken ak düşmesinin sebebini sorduğunda Hz. Peygamber, Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme ve Tekvîr sûrelerinin kendisini ihtiyarlattığını söylemiştir (Tirmizî, “Tefsîr”, 56/6).
- Hz. Peygamber’in sabah namazlarında Vâkıa Sûresi’ni okuduğuna dair rivayet sahih kabul edilmiştir (Müsned, V, 104).
- “Her gece Vâkıa Sûresi’ni okuyan kimse fakirlik çekmez” anlamında Hz. Peygamber’e nispet edilen söz yaygın olarak bilinir; ancak TDV İslâm Ansiklopedisi bu hadisin sahih olmadığının belirtildiğini kaydeder (Elbânî, Silsiletü’l-ehâdîsi’z-zaîfe, nr. 290).
Sûrenin fazileti için nakledilen diğer bazı rivayetlerin de sıhhati tespit edilememiştir. Bu sayfada yalnızca kaynağı ve değerlendirmesi belli olanlara yer verdik. Rızık için okunacak dualar konusunu rızık açma duası yazımızda ayrıca ele aldık.
Vâkıa Sûresi’nin Kur’an içindeki yeri ve üzerine yazılan eserler
TDV İslâm Ansiklopedisi, Vâkıa’yı Hz. Peygamber’e önceki peygamberlere verilen ilâhî kitaplara karşılık gelen sûre gruplarından fazla olarak indirilen “mufassal” sûreler arasında sayar. Sûrenin dikkat çeken bir yönü, Hûd Sûresi ile birlikte anılan rivayette görüldüğü gibi, kıyametin kopuşunu ve âhiret hâllerini güçlü bir üslupla anlatmasıdır.
Sûre üzerine müstakil eserler de kaleme alınmıştır. Son dönem Osmanlı âlimlerinden Edirne müftüsü M. Fevzi Efendi’nin el-Havâssü’n-nâfia fî tefsîri sûreti’l-Vâkıa (İstanbul 1313) adlı eseri bunlardan biridir. Halil Cebeci’nin Âhiret Hayatı Açısından Vâkıa Sûresi ve Tefsîri adlı yüksek lisans tezi ile Ebû Şehbe’nin Tefsîrü Sûreti’l-Vâkıa adlı çalışması da TDV’nin andığı eserler arasındadır.
Vâkıa Sûresi’nin Arapça metni, okunuşu ve anlamı (96 âyet)
Metin Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Portalı’ndaki mushaf yazımından alınmıştır; âyet numaraları ﴿ ﴾ işaretleri arasında Arapça rakamlarla gösterilir. Her bölümde Arapça metnin hemen altında, âyet numaralarıyla Latin harfli okunuş ve Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır’ın Hak Dîni Kur’ân Dili’ndeki mealinin özgün metni yer alır.
1–7. âyetler
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ ﴿١﴾
لَیْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۘ ﴿٢﴾
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ ﴿٣﴾
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجًّاۙ ﴿٤﴾
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّاۙ ﴿٥﴾ فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثًّاۙ ﴿٦﴾
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةًؕ ﴿٧﴾
Okunuşu
1. iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.
2. leyse livaḳ`atihâ kâẕibeh.
3. ḫâfiḍatür râfi`ah.
4. iẕâ rucceti-l'arḍu raccâ.
5. vebüsseti-lcibâlü bessâ.
6. fekânet hebâem mümbeŝŝâ.
7. veküntüm ezvâcen ŝelâŝeh.
Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)
1. Koptumu o Vakı'a bir
2. Olmaz vak'asına yalan diyen dil
3. İndirir bindirir
4. Yer bir sarsılış sarsıldığı
5. Dağlar bir serpiliş serpildiği
6. Hepsi dağılıp berhevâ bir hebâ olduğu
7. Siz de üç sınıf olduğunuz zaman
Bu bölümün (1–7. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.
8–56. âyetler
فَاَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَیْمَنَةِؕ ﴿٨﴾
وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِؕ ﴿٩﴾
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ ﴿١٠﴾
اُولٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ ﴿١١﴾ فٖی جَنَّاتِ النَّعٖیمِ ﴿١٢﴾
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّلٖینَۙ ﴿١٣﴾
وَقَلٖیلٌ مِنَ الْاٰخِرٖینَؕ ﴿١٤﴾
عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ ﴿١٥﴾ مُتَّكِــٖٔینَ عَلَیْهَا مُتَقَابِلٖینَ ﴿١٦﴾
یَطُوفُ عَلَیْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ ﴿١٧﴾ بِاَكْوَابٍ وَاَبَارٖیقَ وَكَاْسٍ مِنْ مَعٖینٍۙ ﴿١٨﴾
لَا یُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا یُنْزِفُونَۙ ﴿١٩﴾
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا یَتَخَیَّرُونَۙ ﴿٢٠﴾
وَلَحْمِ طَیْرٍ مِمَّا یَشْتَهُونَؕ ﴿٢١﴾
وَحُورٌ عٖینٌۙ ﴿٢٢﴾
كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِۚ ﴿٢٣﴾
جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا یَعْمَلُونَ ﴿٢٤﴾
لَا یَسْمَعُونَ فٖیهَا لَغْوًا وَلَا تَاْثٖیمًاۙ ﴿٢٥﴾
اِلَّا قٖیلًا سَلَامًا سَلَامًا ﴿٢٦﴾
وَاَصْحَابُ الْیَمٖینِ مَٓا اَصْحَابُ الْیَمٖینِؕ ﴿٢٧﴾
فٖی سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ ﴿٢٨﴾ وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ ﴿٢٩﴾
وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ ﴿٣٠﴾
وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ ﴿٣١﴾
وَفَاكِهَةٍ كَثٖیرَةٍۙ ﴿٣٢﴾ لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ ﴿٣٣﴾
وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍؕ ﴿٣٤﴾
اِنَّٓا اَنْشَاْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ ﴿٣٥﴾
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًاۙ ﴿٣٦﴾ عُرُبًا اَتْرَابًاۙ ﴿٣٧﴾
لِاَصْحَابِ الْیَمٖینِؕࣖ ﴿٣٨﴾
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّلٖینَۙ ﴿٣٩﴾
وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِرٖینَؕ ﴿٤٠﴾
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِؕ ﴿٤١﴾
فٖی سَمُومٍ وَحَمٖیمٍۙ ﴿٤٢﴾
وَظِلٍّ مِنْ یَحْمُومٍۙ ﴿٤٣﴾ لَا بَارِدٍ وَلَا كَرٖیمٍ ﴿٤٤﴾
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَفٖینَۚ ﴿٤٥﴾
وَكَانُوا یُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظٖیمِۚ ﴿٤٦﴾
وَكَانُوا یَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ ﴿٤٧﴾
اَوَاٰبَٓاؤُنَا الْاَوَّلُونَ ﴿٤٨﴾
قُلْ اِنَّ الْاَوَّلٖینَ وَالْاٰخِرٖینَۙ ﴿٤٩﴾
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى مٖیقَاتِ یَوْمٍ مَعْلُومٍ ﴿٥٠﴾
ثُمَّ اِنَّكُمْ اَیُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ ﴿٥١﴾
لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ ﴿٥٢﴾
فَمَالِؤُنَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ ﴿٥٣﴾
فَشَارِبُونَ عَلَیْهِ مِنَ الْحَمٖیمِۚ ﴿٥٤﴾
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهٖیمِؕ ﴿٥٥﴾
هٰذَا نُزُلُهُمْ یَوْمَ الدّٖینِؕ ﴿٥٦﴾
Okunuşu
8. feaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh.
9. veaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh.
10. vessâbiḳûne-ssâbiḳûn.
11. ülâike-lmüḳarrabûn.
12. fî cennâti-nne`îm.
13. ŝülletüm mine-l'evvelîn.
14. veḳalîlüm mine-l'âḫirîn.
15. `alâ sürurim mevḍûneh.
16. müttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn.
17. yeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn.
18. biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.
19. lâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn.
20. vefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn.
21. velaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn.
22. veḥûrun `în.
23. keemŝâli-llü'lüi-lmeknûn.
24. cezâem bimâ kânû ya`melûn.
25. lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ.
26. illâ ḳîlen selâmen selâmâ.
27. veaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn.
28. fî sidrim maḫḍûd.
29. veṭalḥim menḍûd.
30. veżillim memdûd.
31. vemâim meskûb.
32. vefâkihetin keŝîrah.
33. lâ maḳṭû`ativ velâ memnû`ah.
34. vefüruşim merfû`ah.
35. innâ enşe'nâhünne inşââ.
36. fece`alnâhünne ebkârâ.
37. `uruben etrâbâ.
38. liaṣḥâbi-lyemîn.
39. ŝülletüm mine-l'evvelîn.
40. veŝülletüm mine-l'âḫirîn.
41. veaṣḥâbü-şşimâli mâ aṣḥâbü-şşimâl.
42. fî semûmiv veḥamîm.
43. veżillim miy yaḥmûm.
44. lâ bâridiv velâ kerîm.
45. innehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.
46. vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.
47. vekânû yeḳûlûne eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.
48. eveâbâüne-l'evvelûn.
49. ḳul inne-l'evvelîne vel'âḫirîn.
50. lemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.
51. ŝümme inneküm eyyühe-ḍḍâllûne-lmükeẕẕibûn.
52. leâkilûne min şecerim min zeḳḳûm.
53. femâliûne minhe-lbüṭûn.
54. feşâribûne `aleyhi mine-lḥamîm.
55. feşâribûne şürbe-lhîm.
56. hâẕâ nüzülühüm yevme-ddîn.
Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)
8. Ki sağda «Ashabı meymene»: Ne «Ashabı-meymene!»
9. Solda «Ashabı meş'eme»: Ne «Ashabı -meş'eme!»
10. İlerde sabikun, işte o sabikun
11–12. Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
13. Bir çok evvelînden
14. Biraz da âhirînden
15. Murassa' tahtlar üstünde
16. Karşı karşıya kurulmuşlar
17. Pırlanır etraflarında muhalled evlâdlar
18. Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyâle
19. Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevâle
20. Meyve beğendiklerinden
21. Kuş eti istediklerinden
22. Huri ıyn
23. Saklı inci timsalleri gibi
24. İşledikleri amellere mükâfat için
25. Ne bir boş lâf işidirler orada ne de bir te'sîm
26. Ancak bir kelâm: Selâmen selâm
27. Ashabı yemîn ise ne Ashabı yemîn
28. Dal bastı kirazlar
29. Sıvama muzlar içinde
30. Memdud bir saye
31. Çağlıyan bir su
32. Bir çok meyve
33. Ne eksilir, ne men'edilir
34. Yüksek döşekler
35. Biz etmişizdir de onları yeniden inşa
36–37. Kılmışızdır bir yaşıd ebkâri şeyda
38. Ashabı yemîn için
39. Bir çok evvelînden
40. Ve bir çok âhirînden
41. Eshabi şimal ise ne Eshabi şimal!
42. Bir semum ve hamîm
43. Ve zifirden bir zılli mağmum içinde
44. Ne serin ne de kerîm
45. Çünkü onlar bundan evvel mütrefîn: Keyflerine düşkün şımarık müsrifîn idiler
46. Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
47. Ve diyorlardı ki: Öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mi? Cidden biz mi mutlak ba'solunacakmışız?
48. Ya evvelki atalarımız da mı?
49. De ki: Muhakkak bütün evvelîn ve âhirîn
50. Lâbüd cem' olunacaklar mikatına ma'lûm bir günün
51. Sonra siz, ey sapgın münkirler!
52. Lâbüd yersiniz de bir ağaçtan, zakkumdan
53. Doldurursunuz da karınlarınızı ondan
54. İçersiniz de üstüne o hamîmden
55. İçersiniz hüyam ılletine tutulmuş kanmak bilmez develer gibi
56. İşte bu onların konuklukları o din günü (ceza günü)
Bu bölümün (8–56. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.
57–74. âyetler
نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَࣖ ﴿٥٧﴾
اَفَرَاَیْتُمْ مَا تُمْنُونَؕ ﴿٥٨﴾
ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ ﴿٥٩﴾
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَیْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقٖینَۙ ﴿٦٠﴾ عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فٖی مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿٦١﴾
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُولٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ﴿٦٢﴾
اَفَرَاَیْتُمْ مَا تَحْرُثُونَؕ ﴿٦٣﴾
ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ ﴿٦٤﴾
لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ﴿٦٥﴾
اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ ﴿٦٦﴾
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ﴿٦٧﴾
اَفَرَاَیْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذٖی تَشْرَبُونَؕ ﴿٦٨﴾
ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ ﴿٦٩﴾
لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ﴿٧٠﴾
اَفَرَاَیْتُمُ النَّارَ الَّتٖی تُورُونَؕ ﴿٧١﴾
ءَاَنْتُمْ اَنْشَاْتُمْ شَجَرَتَهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُنَ ﴿٧٢﴾
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْوٖینَۚ ﴿٧٣﴾
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖیمِࣖ ﴿٧٤﴾
Okunuşu
57. naḥnü ḫalaḳnâküm felevlâ tüṣaddiḳûn.
58. eferaeytüm mâ tümnûn.
59. eentüm taḫlüḳûnehû em naḥnü-lḫâliḳûn.
60. naḥnü ḳaddernâ beynekümü-lmevte vemâ naḥnü bimesbûḳîn.
61. `alâ en nübeddile emŝâleküm venünşieküm fî mâ lâ ta`lemûn.
62. veleḳad `alimtümü-nneş'ete-l'ûlâ felevlâ teẕekkerûn.
63. eferaeytüm mâ taḥruŝûn.
64. eentüm tezra`ûnehû em naḥnü-zzâri`ûn.
65. lev neşâü lece`alnâhü ḥuṭâmen feżaltüm tefekkehûn.
66. innâ lemugramûn.
67. bel naḥnü maḥrûmûn.
68. eferaeytümü-lmâe-lleẕî teşrabûn.
69. eentüm enzeltümûhü mine-lmüzni em naḥnü-lmünzilûn.
70. lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.
71. eferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.
72. eentüm enşe'tüm şeceratehâ em naḥnü-lmünşiûn.
73. naḥnü ce`alnâhâ teẕkiratev vemetâ`al lilmuḳvîn.
74. fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)
57. Biz, yarattık sizi hâlâ tasdık etmiyecek misiniz?
58. Şimdi gördünüzmü o döktüğünüz menîyi?
59. Sizmi yaratıyorsunuz onu yoksa bizmiyiz yaratan
60. Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez
61. Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz
62. Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a
63. Şimdi gördünüzmü o ekdiğiniz tohumu?
64. Sizmi bitiriyorsunuz onu? Yoksa bizmiyiz bitiren?
65. Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:
66. Her halde biz çok ziyandayız
67. Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..
68. Şimdi gördünüzmü o içdiğiniz suyu?
69. Siz mi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa biz miyiz indiren?
70. Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniza
71. bir de gördünüzmü o çakdığınız ateşi?
72. Sizmi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa bizmiyiz inşa eden?
73. Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade: alandaki muhtaclar için
74. O halde tesbih et rabbine azîm ismiyle
Bu bölümün (57–74. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.
75–96. âyetler
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِـعِ النُّجُومِۙ ﴿٧٥﴾
وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظٖیمٌۙ ﴿٧٦﴾
اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَرٖیمٌۙ ﴿٧٧﴾
فٖی كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ ﴿٧٨﴾
لَا یَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَؕ ﴿٧٩﴾
تَنْزٖیلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمٖینَ ﴿٨٠﴾
اَفَبِهٰذَا الْحَدٖیثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ ﴿٨١﴾
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ﴿٨٢﴾
فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ ﴿٨٣﴾
وَاَنْتُمْ حٖینَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ ﴿٨٤﴾
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَیْهِ مِنْكُمْ وَلٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ ﴿٨٥﴾
فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَیْرَ مَدٖینٖینَۙ ﴿٨٦﴾
تَرْجِعُونَهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِقٖینَ ﴿٨٧﴾
فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبٖینَۙ ﴿٨٨﴾
فَرَوْحٌ وَرَیْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعٖیمٍ ﴿٨٩﴾
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْیَمٖینِۙ ﴿٩٠﴾ فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْیَمٖینِ ﴿٩١﴾
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبٖینَ الضَّٓالّٖینَۙ ﴿٩٢﴾
فَنُزُلٌ مِنْ حَمٖیمٍۙ ﴿٩٣﴾ وَتَصْلِیَةُ جَحٖیمٍۙ ﴿٩٤﴾
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْیَقٖینِۚ ﴿٩٥﴾
فَسَبِّـحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظٖیمِ ﴿٩٦﴾
Okunuşu
75. felâ uḳsimü bimevâḳi`i-nnücûm.
76. veinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.
77. innehû leḳur'ânün kerîm.
78. fî kitâbim meknûn.
79. lâ yemessühû ille-lmüṭahherûn.
80. tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.
81. efebihâẕe-lḥadîŝi entüm müdhinûn.
82. vetec`alûne rizḳaküm enneküm tükeẕẕibûn.
83. felevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.
84. veentüm ḥîneiẕin tenżurûn.
85. venaḥnü aḳrabü ileyhi minküm velâkil lâ tübṣirûn.
86. felevlâ in küntüm gayra medînîn.
87. terci`ûnehâ in küntüm ṣâdiḳîn.
88. feemmâ in kâne mine-lmüḳarrabîn.
89. feravḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.
90. veemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.
91. feselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.
92. veemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.
93. fenüzülüm min ḥamîm.
94. vetaṣliyetü ceḥîm.
95. inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.
96. fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Anlamı (Elmalılı Hamdi Yazır meali)
75. Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim
76. ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir
77. ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerîm'dir
78. Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur
79. ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez
80. Rabbül'âlemînden indirilmedir
81. Şimdi bu kelâma siz yağ mı süreceksiniz?
82. Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?
83. O halde haydiseniz'â can hulkuma geldiği vakıt
84. ki siz o vakıt bakar durursunuz
85. Biz ise ona sizden yakınızdır ve lâkin görmezsiniz
86. Evet haydiseniz'â dîne boyun eğmiyecek, ceza çekmiyecekseniz,
87. onu giri çevirseniz'â! da'vanızda doğru iseniz
88. Amma o mukarrebînden ise
89. artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'îm
90. Ve amma Eshab-ı Yemîn'den ise
91. artık selâm sana Eshab-ı Yemîn'den
92. Ve amma o tekzib eden sapgınlardan ise
93. her halde konukluğu hamîm
94. Ve yaslanacağı Cahîmdir
95. İşte budur hakikat hakkulyakîn
96. Haydi tesbih et Rabbına azîm ismiyle
Bu bölümün (75–96. âyetler) Diyanet Kur’an Yolu mealini Diyanet Kur’an platformunda âyet âyet okuyabilirsiniz.
Rızık ve bereket için kişiye özel çalışma
Cihan Ali Hoca ile yapılan görüşmede önce işiniz, kazancınız ve evinizdeki durum dinlenir; ardından hangi âyet, esmâ ve duaların hangi sıklıkla okunacağı size özel olarak planlanır. Bu çalışmanın ayrıntıları için kısmet açma duası ve rızık açma duası yazılarına, bütün hizmetler için hizmetler sayfasına bakabilirsiniz.
Sıkça sorulanlar
Vâkıa Sûresi kaç âyettir?
Vâkıa Sûresi 96 âyettir ve mushafta 56. sûredir.
Vâkıa ne demektir?
Vâkıa “mutlaka gerçekleşecek olan şey” demektir ve sûrede kıyametin kesin olarak kopacağını ifade eder.
Her gece Vâkıa okuyan fakirlik çekmez sözü hadis midir?
Bu söz Hz. Peygamber’e nispet edilir; TDV İslâm Ansiklopedisi bu hadisin sahih olmadığının belirtildiğini kaydeder.
Hz. Peygamber Vâkıa Sûresi’ni ne zaman okurdu?
Sabah namazlarında Vâkıa Sûresi’ni okuduğuna dair rivayet sahih kabul edilmiştir (Müsned, V, 104).
Rızık için kişiye özel okuma planı nasıl yapılır?
WhatsApp’tan durumunuzu kısaca yazmanız yeterlidir; görüşmede size uygun âyet, esmâ ve dua planı anlatılır.
İlgili yazılar: Yasin Suresi · Mülk Suresi · Rızık açma duası · Kısmet ve bereket açma
Kaynaklar: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Portalı (Arapça metin ve Kur’an Yolu meali); TDV İslâm Ansiklopedisi, “Vâkıa Sûresi”; Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur’ân Dili meali (özgün metin): kuranmeali.com, “Elmalılı Meali (Orijinal)” ile Açık Kuran, “Elmalılı Hamdi Yazır – Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali” karşılaştırılarak; Latin harfli okunuş: Muhammet Abay transliterasyonu (Tanzil / AlQuran Cloud), kuranmeali.com “Türkçe Transcript” ve Açık Kuran okunuşu ile karşılaştırılarak.
İlgili hizmet: Kişiye özel dua ve âyet çalışması


